Sektörümüzden başlayayım isterseniz.
Küresel anlamda hissettiğimiz ekonomik kriz matbaa baskı fiyatlarında yüzde 50’ye varan artışlara neden oldu.
Ay, hafta, günü bırakın neredeyse saat başı zamlarla muhatap oluyoruz.
Dünyada rüzgar esse bize fırtına olarak yansıyor.
Başta gıda olmak üzere, konut, otomobil, elektronik aletler diye devam eden katbekat artış gösteren fiyatların karşısında mücadele veren bir millet.
Halk hesabıyla markete gittiniz, dün 35-40 lira fiyattan aldığınız ve pahalı bulduğumuz sıvı yağ, bu gün 80 liraları zorluyor.
Aynı şekilde mensubu olduğum sektör de zamlarla can çekişiyor.
Müdahale noktasında sabırsızlıkla gelecek hamleleri bekliyor, devletten medet umuyoruz.
Fırsatçılar ve küresel ekonomik savaşlar arasında sıkışıp kalan bir millet.
Hal böyle iken hayatın gerçeklerine bakıyorum;
Otomobil satışlarında rekor düzeyde rakamlar çıkıyor karşıma. İnsanlar sıfır otomobilde sıra bekliyor.
Çiftçi tohum, gübre ve yakıt fiyatlarındaki artışın altında nefes beklerken son model traktör merakı milyon liraları buluyor. Neredeyse bir biri ile yarışır düzeyde modelli traktör borçlanması yapan çiftçilerimiz var.
Yozgat’ta düne kadar (evet evet düne kadar) 300-350 bin lira olan ve lüks kategorisinde yer alan evler bugün 800 bin ile 1 milyon civarında.
Cep telefonu konusunda modelin en üst limitine ulaşmada tereddüt duymuyor,
Düğünleri en modern ve gösterişli ortamlarda icra ediyoruz.
Elbette ki insanız, yer yüzünün en üstün yaratılmışı her şeyin en iyisini hal ediyor.
Mesele en üstünü kullanmak, en modellisini sahip olmak değil mesele zengin-fakir uçurumunun giderek arttığı bir dünya düzeninde israfa kaçmamak.
Bugün Yozgat’ımızda da zengin-fakir uçurumunu aynı minvalde israfı ziyadesiyle görüyoruz.
Gösterişli yuvalarımızda yalnız hayatların sanal zenginleri olduk.
Bir yandan hayatımızın önemli etkeni olan ürünlerde fiyatlar akıl almaz derecede artarken diğer taraftan talebin üst düzey olması garip değil mi?
Ve aynı düzen de birileri asgari yaşam mücadelesi veriyor.
Yaşadığımız ekonomik buhran lükse alışmış, modelli hayatların kölesi olmuş insanlığımızı garip bir dünya düzenine götürüyor.
Bir garip dünya da artan yağ fiyatları karşısında korkulu rüya gören insanlarla aynı insanların modelli telefona sahip olma arzuları arasında sıkışmış insanlığımız.
Bir garip dünyada bir garip kriz yaşıyoruz.
Adına ister ekonomik kriz ister insanlık krizi deyin.
Takdir sizin, bir yerde bir kriz var ama nerede inanın keşfetmesi zor.