Haftanın ilk günü…
Bereket, sağlık, huzur diliyorum. Duam inanın her birinize. Ölümle başlamak, insanın enerjisini düşürmek istemem. Hele ki zaten stresle, geçim derdiyle, karmaşık ilişkilerle dolu bir şehirde; Yozgat’ta yaşıyor olmanın yükünü bile isteye ağırlaştırmak niyetim değil.
Tanıyanlar bilir; Tarık Yılmaz karanlıktan, kaostan beslenen bir gazeteci olmadı, olmayacak da. Ama öyle bir tablo var ki önümüzde… Hangi başlık anlatırdı bu tehlikenin büyüklüğünü, inanın ben de bilemedim.
Son iki haftada, neredeyse aynı yaşlarda iki genç…
Şans oyunları yüzünden hayatlarına son verdiler. Daha çok kazanma hırsı, kaybı telafi etme umudu ve dibin dibinde alınan akılsız kararlar… İdrak yerine geldiğinde her şey çoktan geri dönülmez bir noktaya taşınmıştı.
İki genç de bunu birer video ile anlattı. Gözlerine baktım. Hayatının baharında, umutla dolması gereken bakışlarda koca bir çaresizlik vardı. Ailelerine bırakılan yıkımı, anne babaların ömür boyu taşıyacağı o ağır yükü düşündüm.
Buna şansa ölüm demeyeceksek ne diyeceğiz?
Yozgat, Kırıkkale, Sivas… Anadolu’nun kalbi dediğimiz şehirler başta olmak üzere ülkenin dört bir yanında binlerce insan bu batakta. Altı ay önce Yozgat’ta “TOST” adı verilen bir uygulamayla binlerce insan battı, bitti. Peki kaç kişi çıkıp “ben bu işte kaybettim” dedi? Emniyetin soruşturmasına ifade verenlerin sayısı üç, bilemediniz dört.
Çünkü utanıyoruz.
“Kolay yoldan para kazanacağım sandım” demeye cesaret edemiyoruz.
Ama bu utanç bizi kurtarmıyor, aksine biraz daha dibe çekiyor.
Şans oyunlarının toplumsal ve dini açıdan uygun olmadığı gerçeği ortada. Buna rağmen mücadele yeterli mi? Açık söyleyeyim, hayır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı… Her biri kendi alanında elbette çalışmalar yapıyor ama sahaya baktığınızda sonuçlar ortada. Gençliğe ulaşamayan, dili tutmayan, etkisi sınırlı çabalar…
Daha acısı ne biliyor musunuz?
Şans oyunlarının devlet eliyle yapılıyor olması. Bir yandan “bağımlılıkla mücadele” diyoruz, diğer yandan ekranlardan, reklamlardan “oyna, dene, şansını dene” mesajları akıyor. Bu nasıl bir çelişkidir?
Genç kardeşim…
Kolay para diye bir şey yok. Varsa da senin için değil. O kazananların büyük çoğunluğu bir istisna, ama kaybedenler koca bir gerçek. Kimse sana ekranda gösterildiği gibi lüks bir hayatı şansla sunmuyor. Sunulan şey, borç, stres, utanç ve bazen de geri dönüşü olmayan bir son.
Bir kıssayla bitireyim:
Bir adam Hoca’ya gider, “Hocam, çok kazanmak istiyorum” der. Hoca sorar: “Helalinden mi?” Adam susar. Hoca cevaplar: “O zaman çok değil, dert kazanırsın.”
Bugün şansa bağlanan her umut, yarına ağır bir yük bırakıyor.
Ve biz, farkında olmadan, şansa ölüyoruz.
Lütfen…
Bu oyunu ciddiye alın.
Bu sessizliği bozun.
Çünkü kaybedilen sadece para değil, hayattır.