Tarık Yılmaz
Bereket yağmuru, şehrin vicdanı ve Gimat’ın anlattığı hikaye
Yeni bir haftaya daha “Bismillah” diyerek başlıyoruz.
Rabbim, bu haftayı memleketimize sağlık, huzur, bereket ve hayırlarla doldursun. Yozgat’ımızı da, güzel ülkemizi de her türlü afetten, felaketten ve görünür görünmez musibetlerden muhafaza eylesin.
Hafta sonu gökyüzü cömert davrandı. Yağmur, Anadolu toprağına bereket oldu. Ancak aynı yağmur, yıllardır ihmal edilen şehirlerin de ayıbını ortaya çıkardı.
Türkiye’nin birçok yerinde dereler taştı, yollar göle döndü, alt yapılar iflas etti.
Aslında yağmur suçlu değildi.
Su, kendisine ait olan yolu arıyordu.
İnsan ise o yolları yıllar önce kapatmıştı.
Yozgat da bu tablodan nasibini aldı. Çok şükür büyük bir felaket yaşanmadı. Ama şu gerçeği artık yüksek sesle konuşmalıyız.
Geçmişten kalan yanlışlar, bugünün kaderi olmak zorunda değildir.
Bozuk yollar...
Yıllardır ötelenen altyapılar...
Yağmur yağınca nefes alamayan caddeler...
Bunların hiçbiri kader değildir.
Kader diye önümüze konulan birçok şey, aslında ihmalin yıllarca birikmiş faturasıdır.
Atalarımız boşuna söylememiş:
“Dereyi kapatırsan, su gün gelir kapını çalar.”
İşte bugün yaşadığımız tam da budur.
ŞEHİRLERİ BİNALAR DEĞİL, VİCDANLAR AYAKTA TUTAR
Tam da böyle bir hafta sonunda başka bir tablo vardı Yozgat’ta.
Bereket yağmurunun altında Yozgat’ın öz malı olan GİMAT yeni bir mağazasının kapılarını açtı.
Uzaktan bakarsanız sıradan bir mağaza, market açılışı.
İsterseniz bir de asıl olması gereken manası ile açılışı değerlendirelim.
Çünkü mesele binalar oluşturmak, kırmızı kurdeleler kesip, şube sayıları artırmaktan ibaret değil.
Mesele insanların gönlünde yer yapabilmektir.
Bugün ekonomik şartlar ortada.
Vatandaş cebindeki parayı harcamadan önce defalarca düşünüyor.
İşte tam bu noktada bir market sadece market olmaktan çıkıyor.
Şehrin ekonomisinin terazisine dönüşüyor.
Yıllardır söylüyorum.
Yozgat’ın alışveriş hayatında GİMAT, sarraf terazisi kadar hassas bir denge unsurudur.
Çünkü rekabet sadece kazanmak değildir.
Rekabet, vatandaşın daha uygun şartlarda alışveriş yapabilmesine katkı sunuyorsa anlam kazanır.
PARAYLA DEĞİL, DUAYLA BÜYÜYENLER
Özışık Şirketler Grunu Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Özışık Ağabeyimi uzun yıllardır tanıyorum.
nu tarif ederken ilk aklıma gelen sıfat iş insanı olmuyor.
İlk aklıma gelen kelime, “Yozgatlı” oluyor.
Çünkü bazı insanlar memleketini kartvizitine yazmaz.
Yüreğine yazar.
Çalışır.
Üretir.
Kazanır.
Ama kazandığını yine bu şehrin insanıyla paylaşmayı bilir.
Siyaset gelir geçer.
Makamlar değişir.
Servet artar, azalır.
Ama geriye insanın bıraktığı iz kalır.
İşte gerçek başarı da budur.
Yaklaşık sekiz yıldır GİMAT ailesini yakından gözlemleyen biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Elbette eksikler vardır.
Hata da olur.
Yanlış da yapılır.
Çünkü kusursuz olan yalnızca Allah’tır.
Ama bir kurumun en büyük gücü hiç hata yapmaması değil, hatasında kötü niyet taşımamasıdır; mesele kastın olmamasıdır.
Anadolu irfanı bunu tek cümleyle özetler: “Niyet hayır olursa, akıbet de hayır olur.”
BABADAN MİRAS, EVLADA EMANET
Bugün bu başarı hikayesinin bir başka kahramanı da Gimat Mağazalarının Genel Müdürü Sevgili Kardeşim Furkan Özışık’tır.
Babasından aldığı ticari mirası sadece büyütmeye değil, kurumsallaştırmaya çalışan genç bir yönetici profili görüyoruz.
Kurumsallaşmak; daha büyük bina yapmak değildir.
İnsana yatırım yapmaktır.
Güven inşa etmektir.
Çalışanına değer vermektir.
Müşterisini sadece müşteri değil, misafir olarak görebilmektir.
İşte gerçek marka böyle doğar. Babanın mirasının evladın emeği ile katık edilmiş halidir Gimat!
YAĞMUR ALTINDA AÇILAN KAPI
Cumartesi günü yağan yağmur altında açılan o kapı, bana göre yalnızca yeni bir mağazanın kapısı değildi.
O kapı, helal kazancın...
Alın terinin...
Memleket sevgisinin...
Ve ticaretin sadece para kazanmak olmadığını bilen bir anlayışın kapısıydı.
Allah, ticaretine vicdan koyanların kazancını bereketlendirsin.
Çünkü para herkese nasip olabilir.
Ama güven herkese nasip olmaz.
Şube açmak kolaydır.
Gönül açmak zordur.
İşte Özışık ailesinin yıllardır başardığı en büyük iş de budur.
Yeni haftaya başlarken hem şehir yönetenlere hem de ticaret yapanlara aynı cümleyi hatırlatmak istiyorum:
Yollar asfaltla, şehirler betonla, dükkanlar ürünle büyür. Ama memleketler yalnızca güvenle ayakta kalır. Tabi insan da öyle…
Yozgat’ın en büyük ihtiyacı da işte tam olarak budur.
Daha sağlam yollar...
Daha güçlü altyapılar...
Daha dürüst ticaret...
Ve birbirine güvenen insanlar...
Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim, kazancımızı helal, bereketimizi bol eylesin.
Kazancını helalinden arayan, milletinin menfaatini kendi menfaatinin önünde tutan bütün esnafımıza güç kuvvet versin.
Değerli ağabeyim Zafer Özışık başta olmak üzere Özışık ailesine, GİMAT ailesine ve büyük Yozgat ailemize yeni mağazanın hayırlı, bereketli ve uğurlu olmasını diliyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.