Fırındaki Muhabbetin Anlattığı Gerçek: Yozgat Neden Göçüyor?

Yozgat’ta göçü konuşurken yıllardır aynı cümleyi kuruyoruz: “İş yok, insanlar bu yüzden gidiyor.” Elbette işsizlik önemli bir sebep. Kimse bunu inkar edemez. Ama artık cesaretle konuşmamız gereken başka bir gerçek daha var. Bugün Yozgat’tan, Anadolu’dan yaşanan göçün tek nedeni ekmek kavgası değildir. İnsanlar artık sadece iş için değil, yaşam tarzı için de göç ediyor.
Geçtiğimiz günlerde Yerköy’de bir fırındaydık. Sıcacık ekmek kokusu arasında başlayan sıradan bir sohbet, aslında yıllardır çözemediğimiz göç meselesinin en çarpıcı özetini yaptı.
Fırındaki bir vatandaş, “Yozgat’ta da çok göç varmış.” dedi. Sohbet ilerleyince ben de masadakilere şu soruyu yönelttim:
“Bugün kızınız olsa, köyde yaşayan bir gençle evlenmesine gönül rahatlığıyla ‘evet’ der misiniz?”
Bir anda sessizlik oldu.
Asıl cevap işte o sessizlikte saklıydı.
Göçün Yeni Sebebi: Şehirde Yaşama Arzusu
Düşünün...
Köyde yaşayan genç; traktörü var, tarlası var, hayvanı var, evi var. Belki aylık kazancı birçok memurun birkaç katı.
Ama evlenemiyor.
Çünkü köyde yaşıyor.
İşte bugün Anadolu’nun en büyük problemi tam da burada başlıyor.
Eskiden insanlar iş bulmak için şehre giderdi. Şimdi ise şehirde yaşayabilmek için iş arıyor.
Bu çok farklı bir durum.
Şehir, artık sadece çalışma alanı değil; statünün, sosyal çevrenin, yaşam biçiminin sembolü haline geldi.
“Yozgat’ta yaşanır mı?” diye başlayan yanlış algı, köyler için daha da ağır bir hale dönüştü.
Bugün birçok genç, köyüne dönmeyi aklından bile geçirmiyor. Çünkü toplumun gözünde şehirde yaşamak başarı, köyde yaşamak ise geri kalmışlık gibi gösteriliyor.
Oysa gerçek hiç de öyle değil.
Anadolu Sessizleşiyor
Köylerin sokakları boşalıyor.
Okullar kapanıyor.
Camilerde cemaat azalıyor.
Tarlalar ekilmiyor.
Hayvancılık yapan ailelerin çocukları bu işi devam ettirmek istemiyor.
Çünkü sosyal hayat yok.
Eğitim imkanı sınırlı.
Sağlık hizmeti yetersiz.
Doğalgaz yok.
İnternet bazen çekmiyor.
Gençlerin vakit geçireceği sosyal alan bulunmuyor.
Bütün bunların sonunda insanlar sadece ekonomik sebeplerle değil, daha iyi bir hayat kurma umuduyla göç ediyor.
Şehirler ise her geçen gün daha kalabalık ama daha mutsuz hale geliyor.
Üç odalı apartman dairelerinde yaşayan, trafikle boğuşan, stres içinde ömür tüketen milyonlarca insan var.
Köyler boşalırken şehirler huzur bulmuyor.
Çözüm Şehirleri Değil, Köyleri Güçlendirmekten Geçiyor
Artık köylere sadece yol yapmak yetmez.
Köylerde yaşam kalitesini yükseltecek yeni bir kalkınma modeli oluşturulmalı.
Doğalgaz ulaşabilen köylere götürülmeli.
Aile sağlığı merkezleri güçlendirilmeli.
Taşımalı eğitim yerine köy okulları yeniden canlandırılmalı.
Hızlı internet her köyün en temel altyapısı olmalı.
Gençlerin spor yapabileceği, vakit geçirebileceği sosyal alanlar oluşturulmalı.
En önemlisi ise üretim yalnızca organize sanayi bölgelerine sıkıştırılmamalı.
Avrupa’nın birçok ülkesinde fabrikalar kırsal alanlara yayılıyor. İnsanlar doğdukları yerde çalışabiliyor.
Türkiye’de neden benzer modeller uygulanmasın?
Geçtiğimiz günlerde Kabalı Köyü’nde gördüğümüz meyvecilik projesi bunun en güzel örneklerinden biri.
İstanbul’dan emekli olup köyüne dönen insanlar üretimin içinde yer alıyor.
Hem kazanıyorlar hem de huzurlu bir hayat yaşıyorlar.
Demek ki doğru proje olunca insanlar köye dönüyor.
Tarım, hayvancılık, meyvecilik, seracılık, gıda sanayi ve küçük ölçekli üretim tesisleri köylere yayıldığında göçün yönü bile değişebilir.
Bugün devletin yeni nesil kırsal kalkınma projelerine ihtiyacı var.
Ama yalnızca devletin değil...
Özel sektörün de artık Anadolu’yu yeniden keşfetmesi gerekiyor.
Her yatırım büyükşehirlerde yapılmak zorunda değil.
Bir fabrikanın, bir paketleme tesisinin, bir tarım teknolojisi merkezinin köyde kurulması onlarca ailenin hayatını değiştirebilir.
Göçü durdurmanın yolu sadece maaş vermek değil, yaşanabilir bir hayat sunmaktır.
Belki de artık “Köyde neden kalmıyorsun?” diye sormak yerine, “Köyde kalması için biz ne yaptık?” sorusunu sormanın zamanı gelmiştir.
Çünkü Anadolu boşalırsa sadece köyler değil, bu milletin hafızası da sessizleşir. Yozgat’ın göç meselesini yeniden konuşurken artık yalnızca işsizliği değil, değişen hayat anlayışını da masaya yatırmak zorundayız. Ancak o zaman gerçek çözümleri konuşabiliriz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Tarık Yılmaz Arşivi

Mesai Mi O Da Ne?

30/06/2026 08:30