Bazen Bir Ziyaret Bin Kelimeden Daha Fazlasını Söyler

Hayatta bazı ziyaretler vardır; takvimde yalnızca birkaç dakikayı gösterir ama insanın yüreğinde yıllarca silinmeyecek izler bırakır. Çünkü o ziyaret, yalnızca bir kapıyı çalmak değildir. Bir gönle dokunmak, bir hatırayı yaşatmak, bir vefayı yeniden ayağa kaldırmaktır.
Babam Fazlı Yılmaz, uzun yıllar Yozgat Orman İşletme Müdürlüğünde görev yaptı. Hayatını çalışmaya, üretmeye ve insanlara faydalı olmaya adadı. Bugün ise geçirdiği rahatsızlık nedeniyle zorlu bir tedavi sürecinin içinde mücadele veriyor. Allah tüm hastalarımıza şifa versin, tabi yakınlarına da güç, kuvvet ve sabırlar ihsan eylesin. Hastalık, insanın bedenini yoruyor belki ama en çok da dostunu, vefasını ve gerçek insanı tanımasını sağlıyor.
İşte böyle bir günde kapımızı çalan isim, Yozgat’ın hafızasında yalnızca bakanlık makamıyla değil, insanlığıyla da yer edinmiş Lütfullah Kayalar oldu.
Bazı insanlar vardır; görevleri biter, isimleri unutulur. Bazıları ise görevlerinden çok karakterleriyle hatırlanır. Aradan yıllar geçse de insanlar onları makamlarıyla değil, gönüllerine dokunduğu anlarla anlatır. Lütfullah Kayalar da bana göre o isimlerden biridir.
Siyaset, çoğu zaman kürsülerde yapılan konuşmalarla ölçülüyor. Oysa gerçek siyaset, bir hastanın elini tutarken, yaşlı bir insanın gözlerinin içine bakarken, yıllar önce aynı şehrin ekmeğini paylaşmış insanları unutmamakken gizlidir. Çünkü insanı sevmeyen, memleketi de gerçekten sevemez.
Kayalar’ın yıllar önce Tarım, Orman ve Maliye Bakanı olarak yaptığı hizmetleri Yozgat hala konuşuyor. Binlerce insanın iş sahibi olmasına vesile olan projeler, Anadolu’nun kalkınması için verdiği mücadele, devlet adamlığı ciddiyeti... Bunların hepsi tarihin kayıtlarında yerini aldı.
Fakat bana göre asıl kayda geçirilmesi gereken, makamların sona ermesinden sonra başlayan hikayedir. Halen milletvekili olarak görev yapsa da O, her zaman Yozgatlılar’ın Sayın Bakanı oldu. Ve ne gariptir ki bu ifade bir uzaklığın değil tam tersi yakınlığın da nişanesi oldu.
Gerçek büyüklük, koltuğun verdiği güçle değil; koltuktan kalktıktan sonra insanların gönlündeki yerle ölçülür.
Babamın odasına girdiğinde gözlerinde ne bir siyasetçinin resmiyeti ne de eski bir bakanın mesafesi vardı. Sadece samimi bir insanın sıcaklığı vardı. Geçmiş olsun dileklerini iletirken kullandığı her cümlede, yılların getirdiği devlet tecrübesinden çok, Anadolu insanının içtenliği hissediliyordu.
Babamın yüzünde oluşan tebessümü tarif etmek kolay değil.
Çünkü hastalık bazen ilaçla değil, hatırlanmakla hafifler.
İnsan bazen bir serumdan çok bir dostun omzuna, bir doktorun reçetesinden çok “Seni unutmadık.” cümlesine ihtiyaç duyar.
O gün bunu bir kez daha yaşadık.
Bizler çoğu zaman başarıyı makamlarla, unvanlarla ve kalabalıklarla ölçüyoruz. Oysa gerçek başarı, yıllar sonra çaldığınız kapının hâlâ sevgiyle açılmasıdır. İnsanların sizi görünce “Hoş geldiniz.” derken gözlerinin dolmasıdır.
İşte vefa tam da budur.
Belki de bu yüzden Anadolu insanı, kendisini unutmayanları hiçbir zaman unutmaz.
Bugün siyasetin en çok ihtiyaç duyduğu şey de budur aslında; daha fazla nezaket, daha fazla merhamet, daha fazla insanlık...
Çünkü seçim kazanmak büyük bir başarı olabilir.
Ama insan kazanmak...
İşte o, ömür boyu süren bir servettir.
Lütfullah Kayalar’ın babama yaptığı ziyaret, belki haber bültenlerinde birkaç dakika yer aldı. Ancak bizim ailemiz için o birkaç dakika, hafızamızda yıllarca yaşayacak kadar kıymetli bir hatıra olarak kaldı.
Bu satırları yalnızca bir gazeteci olarak değil, hasta babasının yanında o anlara şahitlik eden bir evlat olarak yazıyorum.
Ve bugün içimden sadece şu cümle geçiyor:
İnsan, ardında bıraktığı makamlarla değil; dokunduğu kalplerle ölümsüzleşiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Tarık Yılmaz Arşivi

Mesai Mi O Da Ne?

30/06/2026 08:30