Bana sorarsanız aklı olan şu dönemde düğün yapmasın derim.
Düğün yerine bir nikah, ayak üstü müzik dinletisi, ayak üstü ikramlar, tebrik, getiren getirir türünden takı merasimi sonrası Allah mesut etsin.
Aslında pandemi sürecinin biz insanoğluna daha doğrusu Türk milletine öğrettiği hakikatlerden bir tanesi düğünlerdeki gereksiz yorgunluklar oldu.
Özellikle de şehrimiz, memleketimiz Yozgat; düğün ve cenaze hakikatini ziyadesiyle üstüne alınması gereken illerin başında geliyor.
Düğünü ayrı bir külfet, yorgunluk, gerginlik ve stres,
Cenazesi ayrı bir külfet, yorgunluk, gerginlik ve stres.
Kendi kendimize çektirdiğimiz o sıkıntı ve işkenceleri inanın Belene kampında bulunanlar çekmemiştir.
Bakın düğünü olan gençlerin düğün sonrası bir-iki aylık dönemlerine.
Düğün öncesi ortaya çıkan anlamsız talepler, karşılıklı altın, çeyiz türünden dünürlerin birbirlerine külfet yüklemeleri,
Gelinlik alımından tutun da düğün salonuna kadar en pahalısından gösteriş ve elalem ne der türünden telaşına.
Yazık…
Hem de ne yazık!
Dün bir sohbetteyiz…
Adam anlatıyor: hanım telefonda ‘düğün var’ dediğinde, ‘Altın mı para mı’ diye soruyorum.
Altın dediğinde ‘Eyvah’ diyorum ama iş işten geçmiş bir kere alacaksın çaresiz.
‘Altın değil para dediğinde ise, hayatım kaç lira ise söyle zarfa koyalım hemen iade edelim hediyemizi diyor nefes alıyorum…’
Geldiğimiz durumu görüyor musunuz?
Neredeyse bir asgari ücret kadar olan çeyrek altını düğünde takı olarak takabilmek artık ciddi bir servet istiyor. Bir de bizim Yozgat gibi haftada 3-5 tanıdık düğünü olan şehirdeki ahvali düşünün hele…
Az kalsın unutuyordum, insanlar artık altınını istiyor abi.
E, çeyrekte fiyatlar hayallerin ötesinde yükselince adam düğün sonrası gelmeyen tanıdığın kapısını çalıyor, ‘Ben senin oğluna/kızına altın takmıştım, şu ödünç olan altını alayım…’
Abartmıyorum siz de yaşamışsınızdır, bu duruma geldik ahali…
Geldiğimiz hale bakın hele…
Rahmetli Hüseyin (Koç) Amca, mağazaya gelen çiftlere ‘Oğlum/kızım marka diye tutturmayın yazık paranıza, şu marka ürün de kaliteli’ dediğinde, ‘Eşş.k gibi alacak kız veriyoruz kız…’ diyen kayınvalideler gördüğünü söyledi.
Sanki kızı markalı koltuk takımlarında büyüdü diyeceğim de, demeyim…
Farzı misal tüm hayatınız marka olsun evliliğiniz sağlıklı, ruh haliniz mutluluk dolu olmadıkça neye yarar.
Hülasa kıymetli Yozgatlılar, bizim bize yaptığımızı inanın topla tüfekle düşman yapmaz, yapamaz.
Bu dünyanın şatavatına, gösterişine, anlamsız adetlerine kim yetişti ki biz yetişelim.
Hülasa tüm mesele huzurda.
Gerisi hikaye…