Her kaosun bir fırsatçısı oluyor, tıpkı korona virüste olduğu gibi.
Yaşadığımızı şehirden örneklerle kaosun fırsatçıları üzerine konuşalım istiyorum bu gün.
Allah korusun pozitif çıktınız, filyasyon ekibi kapınızı çalıyor “Kimlerle temas ettiniz” sorusunu soruyor.
Amaç temas ettiğiniz insanları tespit edip, onların da karantina da kalmasını sağlamak.
Böylelikle hem temas ettiğiniz insanların sağlığını hem de toplumdaki diğer insanların sağlığını korumuş oluyorsunuz.
En başından bu tarafa bu bir vebal dedik ya, işte size vebal kısmı.
Son dönemde hiç temasta bulunmadığı halde tanıdığı insanlara jest yapmak adına eş, dost, akraba ismi verenlerin olduğu haberleri sıkça gelmeye başladı.
Böylelikle memursa o tanıdık işe gitmeyecek 14 gün boyunca tatil yapacak.
İnanması güç ama gerçek.
Kan donduran, olmaz artık dedirten bir durum.
Korona fırsatçılığı bununla bitmiyor elbette, ticari anlamda fiyatlarını gereksiz ve sebepsiz artıranları saymıyorum.
Onlar her yerde varlar.
Gelelim diğer fırsatçılara…
Korona virüsün neden olduğu yıkımlar saymakla tükenmez. O virüs ki, aileleri parçaladı, neden olduğu hastalıklar aile saadetini bozdu, ki ölümler…
Ateş düştüğü yeri yakıyor, o ateşin düştüğü yerde hissedileni çok yakın olsanız dahi bilemiyorsunuz.
Ateş gelmeden önlem almak gerekiyor.
Korona fırsatçılığının arttığı alanlardan bir tanesi işsizler ordusu.
Korona o kadar çok insanı işsiz bıraktı ki, bu süreçte ucuz iş gücü de doğdu.
Hal böyle olunca ortaya çıkan ucuz iş gücü insanların alın terinin bırakın kurumadan verilmesini tam tersi o alın terinin değerini düşürenlerle doldu taştı.
Süreç bununla da bitmiyor elbette.
İnsan insanın haini oldu bu dönemde.
Pozitif çıktığı halde inatla izole olmak istemeyenler, ya da virüsü fırsat bilip zaten kopmuş olan insan ve akraba ilişkilerini tamamen bitirenler.
Ta ki ateş düşünceye kadar.
Baktık ki, korona diye yani covid19 diye bir gerçek var, o vakit insanın insana ne kadar muhtaç olduğunu anladık.
Fakat o an iş işten geçmiş oldu.
Kendi dünyamızda bir salgını dahi fırsata dönüştürmeye başladık.
Ağlanacak halimize gülelim mi, gülecek halimize ağlayalım mı bilemedim.
Yozgat’ta bir tabir vardır, cıngıdak bayramda satılır, bir de onun su akarken destiyi doldurma tabiri.
Fırsatımız insanlık olsun diyorum…