Öylesine olumsuzluklarla doluyuz ki.

Bazen inanın öldük de haberimiz mi yok diyorum.

Olumsuzluklarla dolu bir dünya çiziyoruz kendimize. Ve her şeye olumsuz bakma gibi bir hastalığımız var.

MİSAL

Yozgat özelinden konuşalım.

Biliyorsunuz geçtiğimiz hafta sonu İstanbul’da iş insanlarının, üstelik Yozgatlı iş insanlarının buluşması vardı.

Amaç, iş insanlarının karşı etkileşimini sağlamak, bu çerçevede oluşacak ilişkilerden çıkacak ekonomik katma değeri hem iş insanlarına hem de Yozgat’a yansıtmak.

Niyet halis…

O çağrılmamış bu çağrılmamış.

Ne deyim ki, o toplantıya, Yozgatlı iş insanlarının buluşmasına bile bile birilerini sırf kişisel ihtirasları yüzünden çağırmıyorsa birileri, görmezden geliyorsa yazıklar olsun.

Evet yazıklar olsun…

Kişisel çıkarları, kişiler çekişmesi, yada amiyane tabirle kişisel gıcıklığı yüzünden başarılı iş insanları o toplantıya çağrılmadıysa yazıklar olsun.

Eksikler, şu da olsaydı iyi olurdular eleştirileri elbette ki olacak.

Bu tür eleştiriler organizasyonun ne samimiyetine ne de amacına zarar vermez/veremez.

Organizasyonu başından sonuna, hatta daha öncesine kadar takip etme imkanımız oldu.

Yozgat’a döndüğümüzde çok sayıda insan iş insanları buluşmasından ne çıktı sorusuna yanıt istedi?

Soruların bir kısmı maalesef olumsuzluk üzerine kurulmuş.

Nasıl olsa bir şey çıkmaz, söylemi ile başlayan soruları kabul etmedim, etmemde.

Eksikler, yapılmayanlar noktasında eleştiriler tamam da Yozgat’a dair olumsuz bakmak da ne ola ki?

YOZGAT’A DAİR OLUMSUZ BAKMAK

Geçmişte yaşanmış hayal kırıkları, sıkıntılar, zorluklar olabilir.

Tüm bunlar ne hayata ne de Yozgat’a olumsuz bakmak anlamına mı gelmeli?

Bir kapıdan girerken dahi sağ adımla giren bizler, nasıl oluyor da her işe olumsuz bakıyoruz?

Hülasa, öldük de haberimiz yok?

Bu denli mi olumsuzluklar dünyasında yaşıyoruz?

Eksikleri konuşalım, hatalardan bahsedelim, eksikleri birlikte tamamlayalım ama lütfen olumsuz olmayalım, özellikle de geleceğimizi emanet edeceğimiz, yarınlarımızın sahibi evlatlarımızın şehri Yozgat adına.