Önce marketlerle başlayalım isterseniz.
Amerika dolar ve döviz oyunu ile 15 Temmuz’un devamını getirdi ve ekonomiyi allak bullak etti.
Adına ‘kriz’ demek istemiyorum ve bu güne kadar hiçbir haber ve yazımda o kelimeyi kullanmadım. Ki, Amerika ve onun zihniyetine sahiplerin ekmeğine yağ sürmeyeyim.
Ama gerçeklerden kaçmak ya da sümenaltı etmek de mümkün değil.
Döviz artınca evdeki bebeğinizin mamasına, hatta 2 saat sonra kaldırıp attığınız bezine dahi zam geldi.
Çekerekli’nin fazla üretimden dolayı tarlada bıraktığı kuru soğana cep yakar oldu.
Darıcı’nın patatesini mercekle arar olduk.
Patlıcan, domates 20 lira olmuş. Onu geçiyorum. Kışın yaz sebzesini yemesek ölmeyiz.
Ama orta direğin soğanı ve patatesi de fırsatçıların tezgahında düşerse vay halimize.
Nitekim öyle oldu.
Kimi Mersin Halinde sebze-meyve borsası ile oynadı, kimi Antalya’daki doğal afeti bahane edip fiyatları vicdansız ve insafsızca artırdı.
Bir marul 10 lira olur mu?
Fırsatçı istese olur?
Fırsatçı kim market mi?
Evet market de var işin içinde.
Ama 1. Sırada sebze ve meyve halini yönetenler var.
Onlar kaostan nemalanmayı iyi biliyor.
Fırsatçı kim üretici mi (gıda üreticisi)!
Basıyor fiyatı, nasıl olsa ortam toz duman Allah ne verdiyse zamlıyor.
Devletin üretime dahil olmadığı yerde ‘serbest piyasa’ adı altında zamlar zamlara ekleniyor.
Ve marketler.
Üreticinin, aracının zamladığı fiyatlar marketçilerin işine yarıyor.
Ulusal market ağları var ya… İşte onları kast ediyorum.
Şu son kullanma tarihi geçmiş ürünü hemen kasanın yanına koyup, “Bu gün 30 liralık ürün alana falanca ürün yüzde 30 indirimli” ayağından insanlara zehir satan market ağları var.
Son kullanma tarihi geçmeye 1 gün kalan tavuğu dahi satacak kadar vicdan yoksunu baron tayfası.
Yozgat’ta gidin o üç harfli marketlere tamamında var aynı oyun.
Son kullanma tarihi geçmiş tavuk ne demek, bildiğiniz zehir demek.
E, üreticinin zamladığı ürünleri satmak zorunda kalan yerel marketler para sıkıntısı olmayan ve amaçları belli olan ulusal market zincirlerinin indirimleri ile tamamen günah keçisi oluyor.
Yerli market zam yaparken ulusal market indirip yapmış oluyor.
Ki, insanların gözlerinin içine bakarak küresel ekonomik bir oyun, fırsatçılığın ağa babası oynanıyor.
Ve sonuç ortada; bir tek yerel markerler mi, pazarcı dahi günah keçisi oldu.
Ne yapsın benim pazarcı abim, 3 liraya aldığını 1 liraya satamaz ki!
Ülkemizde oyunlar bu şekilde oynanırken fırsatçıyı dost, yerel markerleri de fırsatçı görüyoruz.
Sen üretmezsen, piyasaya hakim olmazsan, denetimi yapacağın mecra yerine farklı güzergahlarda sözde denetim adı altında yerelin belini bükersen senin vatandaşının cebi yanar da yanar.
Allah sonumuzu hayır, yöneticilerimizin işlerini de doğrudan yana kolaylıklarla doldursun.