Tarık Yılmaz
Bir Biçerdöver Yandı Önyargılar Kül Oldu
Geçtiğimiz hafta Diyarbakır’dan gelen bir haber, günlerdir hatta yıllardır siyaset meydanlarında kurulan cümlelerden çok daha anlamlıydı.
Ne yüksek perdeden atılan sloganlar vardı...
Ne televizyon ekranlarında saatler süren tartışmalar...
Ne de birbirini suçlayan siyasetçiler...
Sadece yanan bir biçerdöver...
Ve o yangının küllerinden yeniden filizlenen insanlık...
Yozgatlı bir çiftçi, ekmeğini kazanmak için yüzlerce kilometre yol kat ederek Diyarbakır’ın Ergani ilçesine gitmişti. Alın terini toprağa döküyor, ekin biçiyordu. Bir anda çıkan yangın, yılların emeğini birkaç dakika içinde kül etti.
Biçerdöver yanmıştı.
Belki de bir ömrün birikimi gözlerinin önünde eriyip gitmişti.
O an insanın aklına ilk gelen soru şudur:
“Şimdi ne olacak?”
İşte Türkiye’nin büyüklüğü tam da bu sorunun cevabında gizlidir.
Ergani’nin Han köyü sakinleri, Yozgatlı çiftçinin gözyaşına kayıtsız kalmadı.
Sadece kendi köyleriyle yetinmediler.
Bereketli’ye haber verdiler.
Ahmetli’ye haber verdiler.
İmece usulüyle el ele verdiler.
Ve sonunda tam 800 bin lirayı bir araya getirerek, “Sen yalnız değilsin.” dediler.
O gün teslim edilen yalnızca para değildi.
Bir milletin vicdanı teslim edildi.
Bir kardeşlik sözü teslim edildi.
Birlikte yaşama iradesi teslim edildi.
BİZİ AYIRANLAR ÇOK
OLDU, BİRLEŞTİREN
BU MİLLETTİR
Yıllardır aynı senaryoyu izliyoruz.
Birileri bizi sağcı-solcu diye ayırdı.
Birileri Alevi-Sünni diye karşı karşıya getirmeye çalıştı.
Birileri Türk-Kürt diyerek kardeşliğimize gölge düşürmek istedi.
Olmadı...
Bu kez kadınlarımızın başörtüsü üzerinden ayrıştırmaya kalktılar.
Olmadı...
Sonra yaşam tarzı dediler.
Kimlik dediler.
Dil dediler.
Köken dediler.
Her dönemde yeni bir gerekçe buldular.
Çünkü biliyorlardı ki bu millet aynı sofraya oturursa, aynı ezana kulak verirse, aynı bayrağın gölgesinde omuz omuza durursa hiçbir hesap tutmayacaktır.
Ne yazık ki zaman zaman bu oyunlar karşılık da buldu.
Kırıldık...
Üzüldük...
Yanlış yaptık...
Birbirimizi dinlemeyi unuttuğumuz günler de oldu.
Ama bütün bunlara rağmen bizi ayakta tutan çok daha güçlü bir hakikat vardı.
Bu toprakların mayası...
Ecdadımızın duası...
Şehitlerimizin emanet ettiği vatan...
Ve devletimizin asırlardır ayakta duran köklü geleneği...
İşte bu yüzden bu millet hiçbir zaman köklerinden kopmadı.
Çünkü bizim ortak noktamız sadece aynı nüfus cüzdanını taşımak değildir.
Bizim ortak noktamız aynı acıya ağlayabilmektir.
Diyarbakır’da yanan bir biçerdöver için Yozgat’ın yüreğinin sızlaması da bundandır.
Yozgatlı bir çiftçinin gözyaşını Diyarbakırlı bir köylünün kendi derdi gibi görmesi de bundandır.
VATANI AYAKTA
TUTAN SINIRLAR
DEĞİL, İNSANLARDIR
Bir vatan sadece haritalarla korunmaz.
Bir ülke sadece kanunlarla da ayakta kalmaz.
Devleti güçlü yapan ordusudur.
Ekonomisidir.
Kurumlarıdır.
Ama milleti güçlü yapan tek şey vardır.
İnsan...
İnsanın vicdanı...
İnsanın merhameti...
İnsanın kardeşine uzattığı el...
Diyarbakır’da yaşanan bu olayın değeri, toplanan 800 bin liranın çok ötesindedir.
Çünkü orada verilen mesajın hiçbir maddi karşılığı yoktur.
Orada denilmiştir ki:
“Sen Yozgatlı olabilirsin, ben Diyarbakırlıyım. Ama bu vatan ikimizin de evidir.”
İşte Türkiye’nin gerçek fotoğrafı budur.
Televizyon ekranlarında birbirine bağıranların değil...
Sosyal medyada nefret üretenlerin değil...
Sessizce iyilik yapan insanların oluşturduğu fotoğraftır.
Belki de bugün en fazla ihtiyaç duyduğumuz şey budur.
Kimin hangi şehirde doğduğunu değil...
Kimin hangi siyasi görüşe sahip olduğunu değil...
Kimin hangi mezhepten, hangi etnik kökenden geldiğini değil...
Kimin dara düştüğünde kimin elinden tuttuğunu konuşmak...
Çünkü tarih bize defalarca göstermiştir.
Bu milleti ayakta tutan silah kadar duadır.
Kanun kadar vicdandır.
Devlet kadar millettir.
Ve vatan, üzerinde yaşayan insanların birbirine yabancı olmadığı sürece vatandır.
Ergani’de yanan bir biçerdöver, belki demire dönüştü.
Ama o yangının içinden yükselen kardeşlik ateşi, Türkiye’nin yarınlarını aydınlatacak kadar güçlü bir umut bıraktı.
Allah bu millete bir daha ayrılık türküleri söyletmesin.
Bu topraklarda insanı insana, şehri şehre, gönlü gönle bağlayan kardeşlik iklimini daim eylesin.
Çünkü biz aynı bayrağın gölgesinde, aynı ezanın çağrısıyla, aynı vatan toprağında kader ortaklığı yapan büyük bir milletiz.
Selam olsun Diyarbakırlı kardeşlerimize…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.