Yozgat’ın kaderi nasıl değişir?

Abone Ol

Geriye dönüp baktığımızda aslında birbirinden zıt gibi görünen, uç noktalarda yer alan insanların da aynı amaca hizmet ettiği gerçeği çıkıyor karşımıza.
Bugün de birbirinden ayrı gibi görünenlerin, ortak paydada buluşması gereken noktalarda da ayrılması inanın yarın ‘aslında aynı amaca hizmet ettikleri gerçeğini’ gizlemeyecek.
Bir çay koyup oturduğumuzda, mesele dönüp dolaşıp yine aynı yere geliyor.
“Bu Yozgat niye böyle?”
Sorunun tonu her seferinde farklı ama içindeki sızı hep aynı.
Aslında mesele çok karmaşık değil.
Biz bazen karmaşık hale getiriyoruz.
Yozgat’ta insanlar birbirinden çok farklıymış gibi konuşur.
Bir bakarsın biri çok muhalif durur, diğeri çok savunmacı.
Sesler yükselir, kaşlar çatılır.
Ama iş memleketin geleceğine gelince herkes aynı cümleyi kurar:
“Bu çocuklar burada kalsın.”
İşte tam da burada başlıyor işin aslı.
Bugün farklı gibi görünenlerin, yarın aynı hedef için yürümeyeceğini kim söyleyebilir?
Yozgat insanı biraz inatçıdır.
Biraz dik başlıdır.
Biraz da dedi mi dediğini yapar.
Ama bu memlekete kötülük düşüneni de pek barındırmaz.
O yüzden bugün gördüğünüz muhalif duruş sizi yanıltmasın.
Yarın aynı masada oturulduğunda, herkesin cebinden çıkan niyet aynıdır.
Ekonomiye buradan bakmak gerekir.
Bir ilin kaderi, sadece bütçeden gelen parayla değişmez.
Yıllarca “hibe”, “destek”, “teşvik” kelimeleri etrafında döndük.
Bir yerden para gelsin, bir şeyler yapılsın istedik.
Ama fark etmeden şuna alıştık:
Karşılıksız gelen paraya.
Bu kötü niyetli bir alışkanlık değildi.
Ama sonuçları ağır oldu.
Proje üretme refleksi zayıfladı.
Gelecek planı geri plana itildi.
Oysa kalkınma dediğin şey, bir anda olmaz.
Sabır ister, süreklilik ister, yerel akıl ister.
Bugün Yozgat’ta konuşulan her yatırım, aslında bir testtir.
Bu şehri gerçekten değiştirecek miyiz, yoksa günü mü kurtaracağız?
Cevap hala masada duruyor; Yozgat’ın kaderi nasıl değişir?