Var mıdır?

Yoktur demek, aslında o kabukların gölgesinde tek düze olmuşlukla eş değerdir.

Yoktur demek, aslında alışa gelmişliğin görmeyen gözlerden yansıyanıdır.

Kabukları kırabilmenin yolu onları görmekten geçer evvela.

Mesleğe başladığım yıllarda çok defa kullanılan bir terimdi, Yozgat’ın üzerinde bir karabasan misali duran ve dahi kırmayı arzuladığımız kabuklar.

Ulan ne kabukmuş derdim, bazı zamanlar Nohutlu Tepe’den şehri izlerdim. O kabuk nerede bir taş da ben atsam…

O kabuklar nelerdi acaba?

Tıpkı Acemi Er Eğitim Birliği arzumuz gibi…

Aslında mevzu acemi birliği değil, üzerimizdeki kabukların neden olduğu alışılagelmiş beklentiler.

‘Yozgat’ın üzerindeki kabuk’ ve ‘Makus Talih’, aslında kabullenmediğim ve hiçbir zaman da kabullenmeyeceğim iki terim.

Bu iki ifade bile bu şehrin üzerine çöreklenen karanlık algının tesiri yansıması Kıymetli Hemşerilerim.

KIRAMADIKLARIMIZ?

Evvela ‘siyasetçisinden’ ‘bürokratına’, ‘STK temsilcisinden’ ‘mahalle muhtarına’, ‘basın mensubundan sokaktaki vatandaşa’, üzerimizdeki karanlık yaftaları söküp atmalıyız.

Bizden bir şey olmaz,

Yozgat neresi,

Burası Yozgat,

Yozgat’tan kaçan kurtulur,

Egomu tatmin edeyim Yozgat’a ne olursa olsun,

Yozgat değil mi işte,

Hülasa, ağalar beyler, ablalar abiler, emmiler dayılar; Yozgat’ı gözle sevme devri ka-pan-malı!

Ve mümkünse birbirimize ev dana öküz olmaz muhabbeti yapmayı bı-rak-ma-lıyız.

Aslında birilerinin yıllarca ‘Atatürk’ün ceza verdiği şehir’ yaftası ile başlayıp makus talihli şehir, kırılmayan kabukları olan şehir kavramları ile karamsar hava estirdiği şehirde değişecek en önemli unsur bizim birbirimize olan bakışımız.

Ve Yozgat’ın kırılmayan kabukları zihinlerde giderek kalınlaşmış ve gel zaman git zaman tabular oluşturmuş.

Bu tabular zamanla Yozgat-Sorgun arasını dahi 30 kilometreden 3 bin kilometrelere kadar çıkarmış.

Şehrin hareket alanı saat kulesi gölgesine sıkıştırıldıkça kabuklar kalınlaşmış şehir kendi içinde ilçeler de kendi dünyasında aramış kaderini.

Göç denilen o amansız hastalık dar alanda yaşayamayan Yozgatlılar’ı birer birer alıp götürmüş bu diyarlardan.

Kimler gitmemiş ki…

Bir zamanlar kamyon kasasında gidenler neden geri dönmeyi çok fazla düşünmediler, zihinlerdeki kabukları kırdıkları için belki de…

Çok fazla uzağa bakmaya gerek var mı hakikatleri görmek için insan kendi iç dünyasında yaşadıklarını tahlil etse yeterde artar.